Profilo di edaeda adlı kullanıcının al...FotoBlogElenchiAltro Strumenti Guida

eda cadiii

HTML personalizzato

metin HTML

HTML personalizzato

Non sono ancora stati aggiunti contenuti.

Image and video hosting by TinyPic flower.jpg flower image by jadelovesdanny13Image Hosted by ImageShack.usYORUMLAR VE ZIYARETLER İÇİN TESEKKUR EDERIM  ALLAHA EMANET OLUN HER DAIM RABBİM YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN

Attendere...
Il commento immesso è troppo lungo. Immetti un commento più breve.
Immissione non effettuata. Riprova.
Impossibile aggiungere il commento al momento. Riprova più tardi.
Per aggiungere un commento è necessaria l'autorizzazione di un genitore. Chiedi autorizzazione
I tuoi genitori hanno disattivato i commenti.
Impossibile eliminare il commento al momento. Riprova più tardi.
Hai raggiunto il numero massimo di commenti pubblicabili giornalmente. Riprova tra 24 ore.
Impossibile lasciare commenti. La funzionalità è stata disattivata perché i sistemi hanno rilevato una possibile attività di spamming dal tuo account. Se ritieni che il tuo account è stato disattivato per errore, contatta il supporto tecnico di Windows Live.
Esegui il seguente controllo di protezione per completare la pubblicazione del commento.
I caratteri digitati nel controllo di protezione devono corrispondere ai caratteri dell'immagine o della riproduzione audio.
tufan cool wars.ha scritto:

 

TÜM İSLAM ALEMİNİN,VE DİN KARDEŞLERİMİN MUBAREK KURBAN BAYRAMINI CANDAN KUTLAR , SAĞLIK SIHHAT  MUTLULUK VE ESENLİKLER DİLERİM.

Kurban Bayramı Kartları

Kabirden Mektup - Ölüm Bize Yetişir   Tesekkürler Allah C.c razi olsun 

14 ore fa
özlemha scritto:
Ninja

Çoğunlukla efendilerinin huzurundan kovulmuş veya kendi istekleriyle ayrılmış samuray ların zaman içinde sayıca az olmalarını bir avantaj haline dönüştürmek için oluşturdukları gizlilik temelli savaş sanatı ninjalık olarak tarihte yerini aldı. Bir ninjanın pek çok düvüş ve zihin tekniğine hakim olması gerekirdi. Bu nitelikler genellikle hasımları olarak muhattab aldıkları iyi eğitimli samurayları alt etmek için gerekliydi. Ninjaların bu teknikleri zaman içinde ayrı bir dövüş dalını oluşturdu ve Ninjutsu adını aldı. Zira gereken durumlarda bir çubuğu bile hasmı ağır yaralayabilecek hatta öldürebilecek şekilde kullanabilmeyi bilmek gerekiyordu. Klasik katana ve yay gibi silahların yanı sıra diğer pek çok silaha karşı da büyük avantaj sağlayabilen silahlar geliştirmek ninjaların öncelikli işlerinden biriydi. Dövüşün yanısıra bu silahlar ağaca tırmanmak, kazmak gibi gizlilik için gereken işlerin de yapılmasına da büyük ölçüde yardımcı olacak şekilde tasarlanmıştı.

Dosya:Ninja The Last Thing You See.jpg

7 Ago.
hüseyin zariçha scritto:
28 Mag.
 ASALET YILDIZLAR AZALIR GİTME!!!!!!!!
  
       
 
 
 
BU ŞARKI YARIM KALIR GİTME!
Gitmek yazgısı asılmış boynuma,
Duramam olmadığın hiç bir yerde yar!
Unutulmuş yaralarıma tuzdur adın,
Kavgadır kalbimin gözündeki fer..
Bir devrimin eskimiş yüzüyüm ben,
Derinimde puslu ihtilaller..
Gurbete gidiyorum,
Olmadığın yerin gurbetine...

GURBETE GİDEN DÖNER Mİ BELLİ DEĞİL BİLİRİM
BEN BİR KARAAĞAÇ GÖLGESİ BULDUM,
CEBİMDE ÜMİTLERİM...

Cebimde taşıdım ümitleri yar!
Heybemde ne var ne yoksa çalındı..
Yollarımı kesti haramiler..
Bir ciğerimi sökemediler,
Vermedim, içinde nefesin var diye!
Yanmış süt kokan sabahların eşiğinde bekleyen gece,
Gidiyorum işte..

GİTME AKLIM SENDE KALIR,
UYUYAMAM GECELERİ!
HİÇ AYRILMADIK SENİNLE..

Gidiyorum yar!
İçim köz...
Sözüm söz...
Gidiyorum!
Unutulmuş yaralarıma tuzdur adın yar..
Ne beni seven ardımdan gelsin,
Ne düşmanlarım yoluma çıksın!
Bana bir tek kalabalığım göz kırpsın,
Arsızca.. Fütursuzca..
Tek dileğim ağlama yar!
Birgün gelir, bu hasret biter..
Ağlama yar!..

AĞLAMA YAR!
BİRGÜN GELİR, BU HASRET BİTER,
DÖNECEĞİM AĞLAMA..
BEKLE BENİ AĞLAMA!

Ağlama yar!
Bu aşka yanma..
Örterim de sokakları,
Öyle uyurum..
Yastığım olur bu kentin duvarları.
Ocağım tüter mi bilmem,
Gurbetin soğuk yalnızlığında..
Üşürsen ben yanarım seni ısıtmaya!
Tüter ocağın yangınımla.
Yanmasam tüter miydi ocağın!

YANMASAM OCAĞIN TÜTER Mİ?!
VEFASIZ YAR'E SÖZ GEÇER Mİ?!
HER GÜNÜM YALAN OLDU ŞİMDİ!
SEVDİM SENİ UMUT GİBİ...

Unutulmuş yaralarıma tuzdur adın..
Seni aramaktır, bulmaktır boynumun borcu!
Şehir şehir dolaşırım,
Kovulurum dokuzuncu köyden de uğruna,
Yine de yılmam,
Vaz geçmem seni aramaktan..
Üstüme yıkılan her durak,
Onurudur sensizliğe batmış yüreğimin.
Ve yokluğun..
Alır-gider neyim var neyim yoksa..

ALDI, GİTTİ NEYİM VAR NEYİM YOKSA.
KALANLARSA YALIN YALIN YANGINDI!
BU CAN BU BEDENDEN AYRILMIYORSA,
DAHA ÇOK ACIYLA YANACAK ÖMRÜM.!
Yanan, gönlümün direğidir.
Bir incecik sızı kalır derinimde..
Ve ben bu can bu bedenden ayrılmadan daha,
Yedi geceyi geçtim..
Yedi güvercin vurdum..
Yedi güvercin vurdum..
Yedi yıldız biçtim..
Yedi nehir içtim..
Yedi kez titredim bakışlarının karşısında..
Yedi yemin verdim..
Unutmak kadar acıdır bazen yaşamak!
Ve ne yeminler bozdum,
Geceler büyürken sensiz!
Ne yeminler..

NE YEMİNLER BOZDUM,
GECELER BÜYÜRKEN SENSİZ!
NE YEMİNLER BOZDUM,
YILLAR GEÇERKEN SENSİZ!
NE YEMİNLER BOZDUM,
TARİFİ BİLE İMKANSIZ!
SENİN İÇİN EY KARA SEVDA/M !
Senin için geçtim şehirlerden..
Seni aradı bu yürek olmadığın her yerde.
Bir tutam hayat buldum..
Kopmuştu, çekilmişti bütün suları!
Unutulmuştu bütün sözler..
Ben sözleri yokluğundan var ettim!
Sı dedim, içtim andımızı..
Kader dedim, "yaz" dedim.
Son çaremiz..
18 Mag.
hüseyin zariçha scritto:
 
hayatta  mutlu  olmanı  diliyorum   güzellikleri  paylaştıgınız için  ayrıca  teşekkür  ediyorum  
Kırmızı kalp...  insanlık  adına  sevdiklerimizle  paylaşmayı  seviyoruz  ...Kırmızı kalp
Gülümsemeyarın 1.mayıs. benim dogum günüm...Gülümseme
birde    beşiktaş  şampiyon olsun   onu  cok  istiyorumm...
sayfamda  slaytını  ve  şarkılarını  ekledim...Kırmızı gül
30 Apr.
21 Mar.
21 Mar.

 

Hayatta Her Şey Geçiyor 
Geçiyor her şey, akıyor nehir, çağlayanlar durmadan akıyor, deniz dalga dalga akıyor durmadan.
Geçiyor zaman, akrep yelkovanı, yelkovan akrebi kovalıyor ardı sıra.
 

Geçiyor her şey. Acılarımız geçiyor, hastalıklarımız geçiyor, mutluluklar kimi zaman elimizden
akıp gidiyor, sevilen yar göçüp gidiyor bu diyardan, iş geçiyor, güç geçiyor, 
kopamadığımız şeylerden bile zaman bizi koparıyor apansız ve amansız bir şekilde. 
Yıllarca vazgeçemediklerimizden zaman ayırıyor bize sormadan.

Akıyor yürekte ateşin koru, kan sıcak sıcak damarlardan geçiyor, yeniden hayat katabilmek için.
Yeniden dirilişin başlaması için geçiyor her şey.
 Tebessümler ağlama ile geçiyor, sağlık hastalık ile, bekârlık evlilik ile, işsizlik iş ile, yorgunluk dinlenme ile,
 fakirlik zenginlik ile, ayrılık kavuşma ile, 
sıcaklık serinlik ile, kıtlık bolluk ile, çirkinlik güzellik ile geçiyor. 
Geçmeyen şey sevgi.

 Yürek yanıyor yanıyor, korlar her bir hücreye nüfuz ediyor tekrar yanıyor, sevgi tekrar tekrar artıyor.
Gözler ağlıyor ağlıyor, sevgi gittikçe artıyor insan hayatında.
Zamanın içinde
sıralanıvermiş tüm yaşanacaklar. 
. 
Tüm olumsuzluk ve kötülüklere rağmen hayatta, iyilik ve fedakârlık kazanıyor. Sevmesini bilip sahip
çıkana hayat daha geniş geliyor.

 


14 Mar.
 
y1pU_--vLw5-LY70xZPXp0Rk_XEQHLisoyRth6tOvksy89YjojlfyhB3wo1C0bLucj9uM22zyJgVz8

Çığlıklarım var,kimsenin duymadığı

Çığlıklarım var,kimsenin duymadığı
Haykırmak istesemde ,sessiz kalan
Diyemediğim derdimi; anlatamadığım
Deli oluyorum, miskin gecelere
Derbeder bakışlar ardındaki sahte sevmelere
Yapmacık gülümsemelerde sarsa dört bir yanımı
İnadına hayal kuruyorum,inadına
Yaşayamasamda ........

Ama umut dolu bu sefil yüreğim,
Atıyor beni vakitsiz,akşamlara
Bilmediğim bir gecenin,bilinmeyen vaktinde
Paylaşıyorum ızdırabımı,en acı kadehlerle

Bazen bir sandal oluyorum,
Kaybolurken gözlerinin mavisinde,
Bazen bir viran orman evi;
Dipsiz,kayıp bu kentte.....

Kanımı içiyorum kimbilir?
İçerken şerefine
Günümden gün çalan,vakitsiz sevmelerle
Alemci meyhanelerde...
İnadına hayal kuruyorum,inadına
Gelmesende geriye...!
yazan cahit akay

55.gif

ALLAH KAHRETSİN

 

çalınmış şiirlerim gibisin
isyanlarım bitmedi hala...

insanlar ,gelmeleriyle yalnızlıklarını dağıtanları severler.
Gitmeleriyle kendilerini yalnız bırakanlara,AŞIK olurlar.....


Bu böyle sürüp gitmeyecek biliyorum
Bir sabah bir dilencinin avuçlarına bırakacağım kalbimi
Kim ne derse desin
Tahammülüm kalmadı artık
Bıktım seni sensiz yaşamaktan
Nasılsa döneceğin yok senin
Çıldıracağım bu gidişle
Allah kahretsin!..
Dünya ateşler içinde
Savaşlar almış başını gidiyor
Afrika'da insanlar açlıktan ölüyor
Bense bu gidişle sensizlikten öleceğim
Umurunda mı senin?
Allah kahretsin!..
Hangi masaya otursam
Senin sevdiğin içkiyi koyuyorlar önüme
Vazomda senin sevdiğin çiçekler
Ve dudaklarımda hep senin sevdiğin şarkılar
Senin doğum günlerini kutluyorum senden habersiz
Ve her sabah dualar ediyorum mutluluğun için
Ne yapsam, ne etsem, nereye gitsem
Ecel gibi peşimdesin
Allah kahretsin!..
İşte böyle bir sevda benimkisi
Bu zamanda, bu devirde
Haklısın adam olacağım yok benim
En güzeli artık son vermek bu hayata
En korkunç uçurumlardan bırakmak kendimi
Ya da en yüksek tepelerden
En uçsuz bucaksız denizlere bırakmak bedenimi
Ama içimde sen varsın
Ya sana birşey olursa
ALLAH KAHRETSİN!

                   ..::DENİZ GÖLÜM
                             Beklemek Ölmekten Daha da Zor, Ben Seni Sabırla Bekledim Mavim  
                      Yüreğin Yandıkca Ateşi Yordu, Yinede İçimde Sakladım Mavim::..

YAŞAM GİBİ


" Bilir misin
Nefesinde baharların soluduğunu ?
Bilir misin her gece
Yetim kuşların yüregine dolduğunu ?
Bilir misin her gözyaşınla
Topraktan yeni filizler doğduğunu ?
Uzaklar da bir adamın
Senin her gülüşünde
Hayata sımsıkı tutunduğunu
Bilir misin ey yar ?
 GİTTİN…


CAHİT AKAY
SEVGİLERİMLE
 
12 Mar.
Sevgi Esintisi _ha scritto:

Merhaba. Size bir armağan bırakıyorum. Sohbetimize her zaman bekleriz. Eğer rahatsızlık verdiysek özür dileriz. Hakkınızı helal edermisiniz? A. e. o. K.i.b www.xat.com/sevgi_esintisi 

Photobucket       
Go Large!
        

4 Mar.
 


                                                                                                                                                                                                     


                                                                                                                                                                                                     

hayırlı gunlerGöz kırpma

12 Feb.
yusuf sonmezha scritto:
Namaz miracında yükselmek

Otobüsle seyahat eden birisi, namaz vakti geldiğinde şoförün yanına gider.

- Müsait bir yerde durur musun, namaz kılacağım. der. Şoför ise:

- Duramam, sonra kaza edersin, diyerek başından savmak ister.

O halis mü’min, namazını vaktinde ve hakkıyla kılmak için otobüsü durdurur ve iner.

Vakit gece yarısıdır. Issız bir dağ başında, zifiri karanlıkta ve kimsesiz kalakalmıştır. Sonrasını bilmiyorum; ama onu yalnız bırakmayan Bir’inin olduğundan ve bütün dünyasını aydınlatıp kolaylıklar sağladığından eminim.

Kendimden biliyorum çünkü. Bir keresinde bilmediğim bir güzergâhta seyahat ediyordum. Hemen her yolculukta yaşadığım “namaz sancısı” öylesine kaplamıştı ki her yanımı, uyuyamıyordum.

Birlikte yolculuk yaptığımız bir arkadaşıma: “Namaz geçmek üzere. Ben şoföre namaz için ricada bulunacağım. Durmazsa ineceğim.” dedim. Kaşlarını çatıp, alaycı bir ifadeyle:

- Ya sen aklını mı kaçırdın, demesin mi?

Gerçekten ben aklımı mı kaçırmıştım? Namazı bu kadar düşünmekte haksız mıydım?

Babam, bir gece dayısına misafir oluyor. Sabah uyandığında dayısının oğlunun hıçkıra hıçkıra ağladığını görünce başına kötü bir şey geldiğini sanıyor. Sebebini sorduğunda aldığı cevap ilginç:

- Sabah namazına kalkamadık. Baksana, güneş doğmuş. Onun için ağlıyorum.

Evet, namaz için ağlanır, namaz için akıl kaçırılır, ona can ve canan feda edilir. Ne yazık ki bu gerçek tam anlaşılmıyor. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, namazı düşünmek “delilik”, kılamayınca ağlamak “gariplik” olabiliyor!

Gerçekten, “İmandan sonra en büyük ve en mühim mesele olan namaz”ın bir vakti geçirilince hiçbir şey olmamış gibi normal mi karşılamalıyız? Bir vakit namazı kaçırmak sıradan bir hadise mi? Sabaha kadar dünya kupası maçlarını izlemek mantıklı, ama sabah namazını düşünmek gereksiz mi?

Büyük velîlerden Beyazıd-ı Bestamî Hazretleri bir gün sabah namazına uyanamaz.

Sabah olduğunda o kadar üzülür, o kadar ağlar, nefsini suçlayıp yüreği yanarak öylesine bir istiğfar eder ki, bu yüzden affedilir ve sabah namazının sevabından daha fazla ecir kazanır. Bunu gören şeytan ertesi gün o zatı erkenden sabah namazına uyandırır. Çünkü, mü’minler sevap kazandıklarında şeytan kahrolur.

Acaba bu zamanda, namazı kaçırdığında ağlayan, pişman olan, tövbe ve istiğfar eden, nasıl kılabilirim diye çırpınan ne kadar mü’min var dersiniz? Namaz, başta Peygamberimiz (sas) ve onun güzide ashabının üzerinde titrediği muhteşem bir ibâdettir. Bir mü’min namazını kaçırdığında yer yerinden oynamalı, aklı başından gitmeli, tövbe ve istiğfar için Allah’a el açmalı, yalvarmalı, af dilemelidir. Çünkü, sözünü ettiğimiz; bizim, kâinatın ve her şeyin Sahibi, Sultanı, Yaratıcısı olan Allah’ın huzuruna girme; O’nun dergâhında secdeye kapanma; canımız, cananımız, biricik varlığımız, sevenimiz, sevgilimiz olan Zât-ı Zülcelâl’e ibadet etme meselesidir.

Dünyada hiçbir şey bundan daha mühim, daha lüzumlu, daha sevimli, daha vazgeçilmez olamaz. Eğer burada bir eksiğimiz varsa, hatâ bizdedir. Bir mü’min, haftada bir, ayda bir namazı kaçırmayı normal göremez, kabullenemez! Namazlarımızı kaçırıyorsak, bu gidişe ‘dur’ demek, silkinmek, titremek, ihmalimize isyan etmek, “Artık yeter” demek durumundayız.

5Dua1eller duaya
10 Feb.
 

                                                                         pismanlıkmı                                                                                     

Seni hic tanimamis olmak vardi aslinda, hic sevmemis olmak vardi. Geceleri rahatca

uyuyabilmek,

 gündüzleri

güzel vakit gecirebilmek;aglamayi ögrenmemis; gülmeyi unutmamis olmak; seni hic

sevmemis

 olmak vardi…
                        Hayatin aci, insanlarin acitan yanlarini görmemis olmak vardi. Kücücük

olaylara

bile sevinebilmek

vardi ve kücücük seyler icin uzulmemek… Her seyi bu kadar cok düsünüp pireyi

deve, ilgiyi

sevda yapmamak

vardi.
                       Yagmur yagdiginda biri agliyor, gok gurlediginde biri inliyor sanmamak

vardi.

Böyle sacma

sapan duygular tasimamak vardi; sacma hayaller gormemek, sacma ümitlere

kapilmamak;

sana asik olmak

gibi sacma bir hata yapmamak vardi su sacma hayatta!
                      Her sarkida benden ya da senden bir seyler aramamak vardi.

Her ’sen’de

 benden ve her ‘

ben’de senden bir seyler bulamamak vardi. Yürüdügüm yollara düsen

golgemde

bile seni gormek… ahh!

Olmamaliydi.
                      Herseye ragmen hayatla barisabilmek vardi yine de; yasadigimin

farkina varabilmek…
                      Belki hepsi bir rüyaymis gibi uyanmak vardi bu sabahi olmayan

bir gecede yattigim cile

uykusundan. Uyanmak ve unutmak vardi herseyi; unutabilmek kolay olmaliydi cok

severken bile.

Aslinda seni hic sevmemek vardi ya…
                      Belki de gizliden ve uzaktan sevmek vardi. Sevdigimi soylememek,

sevgimi saklamak.

 Seni kalbime kilitleyip anahtarini kaybetmek vardı Ya da belki…
                      Her zaman yaptigim gibi, dogru bildigim, dogru olduguna inandigim

seyleri yaparak bu

oyunu sonuna kadar sürdürmek var simdi. Ne olursa olsun yenilgiyi kabullenmemek,

kazanmak icin

gerekirse tüm kozlarimi oynamak ve en sonunda hala elimde kalanlarin degerini

 umursmadan

restini gorebilmek var simdi.
                     Simdi karsinda diger bütün secenekleri gözü kapali silip atmis ve zamani silah,

sabri zirh,

yüregini kalkan yapmis bir ‘ben’ var. Oyun ya da savas; ya da her neyse… Evet hic

baslamamis olmak

vardi ama simdi baslanani tamamlamak var!       Göz kırpma        Gülümseme

 

3 Feb.
cash21 w3ys1ha scritto:

Ben seni sevmeye mecburmuşum...
düşünmemiştim hiç ayrılığın bu kadar zor oldugunu
böylesi bir yıkıntı beklemiyordum ardından
ve böylesi suskun bir yalnızlık
sevmek bana göre deilmiş meğer...
kendimi güçlü zannederdim eskiden
fırtınaları hiçe sayar dimdik ayakta dururdum
gözümden akan yaşlar içime akmazdı böyle
şimdi sağnak bir yağmurumm...
düştüğüm her yerde derin izler bırakan
dinmek bilmeyen damla damla dökülen tükenen
her damlasında senden bir parça daha yitiren
senden sonra sevemem ki ben ...
aynı sıcaklığı ararım tuttuğum ellerde
baktığım gözlerde gözlerinin görürüm
sözümden döndüğüm anda ben ölürüm...
seni beklemeye mecburum...
arayıp bulsam seni dönüşüne sebep olamam
ben olamam gülüşlerin sevinçlerin anlamı
anladım ki sensiz hiç bir şey yapamam ben
yeniden doğmaya hazır bir günesim sanki...
hiç batmasam ölümsüz yaşasam seni
sende aynı zamanda takılıp kalmış bir saat olsan
hiç bitmesen gitmesen yeniden sonumuzu yazmasann
ben aşkın acemisi bir aşıkmışım...
aşkı hep güzel bilirdim ben
ölmeden süründüren bir işkece değil
yaşamanın boğazına düğümlenmesi hiç değil
ben..
aşk olmayan bir aşka aşık olmuşum meğer
2 Feb.
ali rıza ocakçıha scritto:
Filistine Yardım İçin TıklayınHaftalık Ziyaretçi SayısıKimler ÇevrimiçiDinler 50 Toplist - Siteni Ekle Ziyaretcin ArtsinToplam Ziyaretçi Sayası
29 Gen.
BU DÜNYAYA GELDİN NE AMEL KILDIN?
DERSE ALLAH,SEN NE CEVAP VERİRSİN?
ŞİMDİ HUZURUMA NE YÜZLE GELDİN ?
DERSE ALLAH,SEN NE CEVAP VERİRSİN?
 
İKİ YOL GÖSTERDİM HEM AKIL VERDİM,
İRADENLE BEN SENİ SERBEST KILDIM,
RAHMETİ BIRAKIP ZULMETE DALDIN,
DERSE ALLAH,SEN NE CEVAP VERİRSİN?
 
RAMAZAN VERDİM,ORUÇ TUTMADIN,
AKŞAM TATLI,TATLI İFTAR ETMEDİN,
NİÇİN DOĞRU YOLLARIMA GİTMEDİN?
DERSE ALLAH,SEN NE CEVAP VERİRSİN?
 
GÜNAHTAN KAÇMADIN,TUTMADIN EMRİM,
BEYHUDE YERLERDE GEÇİRDİN ÖMRÜN,
ŞİMDİ HUZURUMA,SEN NASIL GELDİN?
DERSE ALLAH,SEN NE CEVAP VERİRSİN?
 
SOĞUK,SICAK DEDİN ABDEST ALMADIN,
BİR BAHANE BULDUN,NAMAZ KILMADIN,
GÜNAH YIĞININA ÇARE BULMADIN,
DERSE ALLAH,SEN NE CEVAP VERİRSİN?
 
BERAAT,KADİR VERDİM,NİÇİN BİLMEDİN?
İKİ REKAT OLSUN,NAMAZ KILADIN,
BEYHUDE İŞLERDEN SEN USANMADIN,
DERSE ALLAH,SEN NE CEVAP VERİRSİN?
 
NİÇİN ABDEST ALIP,KILMADIN NAMAZ?
ALLAH'A YALVARIP ETMEDİN NİYAZ?
HALK İÇİNDE,SENİN İSMİN BEY NAMAZ,
DERSE ALLAH,SEN NE CEVAP VERİRSİN?
 
EZANLAR OKUNDU,NİÇİN DUYMADIN?
HUZURUMDA NİÇİN,SECDEYE VARMADIN?
BENDE CENNETİMİ,SANA VERMEDİM,
DERSE ALLAH,SEN NE CEVAP VERİRSİN?
 
NİÇİN TERK EDERSİN FARZI,SÜNNETİ?
DUYMADINMI?CEHENNEMİ,CENNETİ,
DEĞİLMİSİN? H.Z MUHAMMEDİN ÜMMETİ,
DERSE ALLAH,SEN NE CEVAP VERİRSİN?
 
BEN SENİ YARATTIM,HAS GÜLLER GİBİ,
KAŞ VERDİM,GÖZ VERDİM SÜMBÜLLER GİBİ,
ŞİMDİ!SÖYLE AMELİNİ,BÜLBÜLLER GİBİ,
DERSE ALLAH,SEN NE CEVAP VERİRSİN?
25 Gen.
 Dinler 50 Toplist - Siteni Ekle Ziyaretcin ArtsinKimler ÇevrimiçiToplam Ziyaretçi SayasıHaftalık Ziyaretçi Sayısı 
25 Gen.
NAJMAha scritto:
SELAMUNALEYKUM CANIM ARKADASIM EDA,,SENI SEVIYORUM.SELAM VE DUA ILE.MA`A SALAMA.NAJMA.Rosa rojaEstrella
22 Gen.
haydar cakarha scritto:
                      
                        Hayirli günler dilerim.
20 Gen.
Ahmetha scritto:

UYU GÖZLERİM

Söyle durup duruken nerden aklına geldi
Mazinin mahzenine doğru inmek dizlerim?
Kapanmış bir yarayı bak yeniden kanattın
Islanmadan kirpiğin şimdi uyu gözlerim.

Gönül sahillerinde yazdığın isimleri
Seneler dalga dalga sildi tüm resimleri
Gördün işte saçında değişen mevsimleri
Islanmadan kirpiğin şimdi uyu gözlerim.

Giden gitmiş ah etmek neyi değiştirecek?
Feryadın bir hayâle ses mi işittirecek?
Niyetin yüreğime ateş öğüttürecek
Islanmadan kirpiğin şimdi uyu gözlerim.

Kurcaladın gönlümü yine sardı sancılar
Dayanılmaz hâl aldı göğsümdeki acılar
Bırakmadın geçmişte kalsın bütün anılar
Islanmadan kirpiğin şimdi uyu gözlerim.

Özlem rüzgârlarıyla siliverdin tozları
Hüzzam makamlarına ayarladın sazları
Karanlık pencereden seyredip yıldızları
Islanmadan kirpiğin şimdi uyu gözlerim..

İYİ AKŞAMLAR ARKADAŞ

18 Gen.
ibrahim gundogduha scritto:
öncelikle yeni yıla umutla ve mutlu geçmesi dileği ile  ayrıca sayfanız tek kelime ile harıka olmuş herşey gönlünüzce olsun
1 Gen.
eda cadiiiha scritto:
flower.jpg flower image by jadelovesdanny13ALLAH HEPINIZDEN BINLERCE KEZ RAZI OLSUN HER DAIM YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN RABBIME EMANETSINIZ GERCEKTEN HERSEY ICIN  TESEKUR EDERIM HAKLKINIZIDA HELAL EDIN  DUA ILE KALIN :)
31 Dic.
baba_ yakup_ha scritto:
Merhaba size bir armağan bırakıyorum sohbetimize her zaman bekleriz..Eğer rahatsızlık verdiysek özür dileriz sohbet sayfasını silebilirsiniz.Hakkınızı helal eder misiniz?A.e.o kib http://www.xat.com/ASKIN_GOLGESI_2 &n 
30 Nov.
kemalha scritto:

Başlamak için en uygun zamanı beklersen, hiç başlamayabilirsin, şimdi başla!  Şu anda bulunduğun yerden elindekilerle başla...

http://omersabrikursun1.spaces.live.com/arşiv
 

 

 

 

 

"Kalbinizi Unutmuşsunuz Bey Efendi Hanım Efendi, Kalbinizi!!!"

Unutkandır insan. En çok da kendini unutur. İnsan yanını yitirir. Sık sık kalbini düşürür göğsünden. Vicdanına temas etmeden geçirir bir ömrü. Gönlünün gönlünü etmeden getirir yarını. Şehrin gürültüsünde, telaşların yangınında, görsel kandırmaların kuytusunda, yüzüne serince değen, senden hiç yüz çevirmeyen, boş söz ve yalan söylemeyen, unuttuğun yanlarını hatırlayan, düşürdüğün kalbini yakana yeniden takan, çiçek kokulu bir pencere önünde bekleyen, yağmur sonraları ikindilerde sıcacık tebessümeyle koyup gelen bir dost içtenliğini...

 

...kim istemez?

 

Ateşli politik cepheleşmelerde, ezici küresel gündemlerde unuttuğumuz nedir? Gündelik telaşlarda, taraflılıklara indirgenen bakışlarda yitirdiğimiz kimdir? En acımasız siyasal rakiplerin birlikte ağladığı bir görüntü yok mudur ülkemizde? İri puntolu manşetlerin, kalın harfli köşe yazılarının kalıplarını kırıp da, savunmasız ve çıplak yanlarımıza aniden dokunuveren bir, bizi kol kola getiren, herkesi birlikte kucaklayan, kucaklatan bir ortak sevincimiz yok mudur? Yeryüzünün kavgalara boğulmuş, tarafgirliklere parsellenmiş acılı yüzünde, hele de bu ülkenin coğrafyasında, o kadar çok ortak sızımız var ki, ortak hazzımız var ki? Niye kavga ediyoruz? Neyi bölüşemiyoruz?

 

Siyasal etiketleri bir düşürsek yakamızdan. Sayısal etkilenmeleri bir kenara koyuversek... Ortak değerlerimize eğileceğiz hüzünle.. Ortak kaygılarımızın başında kucaklaşacağız umutla. İnsanın olduğu her yerde, insan özünün unutulmadığı her zeminde bir huzur umudu vardır, sevinçlerin gök mavisi saklıdır.

 

 

 

kirmizi4.gifGülümsemeGülümseme

 

 

 

Hayat Kısa,

Kuralları Yık,

Kolay Affet,

Kalpten Sev,

Kahkahalara Boğul,

Ve Yüzünü Güldürmeyi Başaran Hiç Bir Şeye Sırtını Dönme...

 

Cute Image
 

HAYAT SANA HEP GÜLSÜN.

ALLAH YAR VE YARDIMCIN OLSUN

DUALARDA BULUŞMAK ÜZERE...

 
 
 
20 Nov.
CEMAL KARACANha scritto:
 
19 Nov.
Foto 1 di 108

Windows Media Player

eda adlı kullanıcının alanı

31 dicembre

nefretın ardından gelen ''HİDAYET''....


Nefretin ardından gelen hidayet...

Bir zamanların ünlü müzisyeni tıpkı Orhan Pamuk'un bir romanına başladığı gibi 'Bir kitap okudu hayatı değişti.' Müslümanlardan nefret ederken İslam'ı seçti.
Adem ÖZKÖSE  /  GERÇEK HAYAT
Bir zamanlar Almanya'da ünlü bir müzisyen olarak tanınan Julia Jawairiyah, kendisine hediye edilen bir kitap sonrası yaşadığı enteresan olayların ardından Müslüman olmaya karar verir. Müslüman olduktan sonra Peygamber Efendimizin eşlerinden biri olan Cuveyriye Annemizin ismini alan Alman Müzisyen, şu an Filistinli Mültecilerle birlikte Suriye'deki bir mülteci kampında yaşıyor. Filistinli bir gençle evli olan ve gelecekte Gazze'de yaşamayı düşünen Alman Müzisyen, artık en çok müzik dinlemekten değil; Kur'an okumaktan zevk aldığını söylüyor. Son derece ilginç olan bu hidayet öyküsünü ilginize sunuyorum.

-Geçmişinizle başlayalım isterseniz. İslam'la tanışıp Müslüman olana kadar hangi süreçlerden geçtiniz? Sizi tanımak istiyoruz.
 
Ailem, Alman bir aile. Babam Katolik annem ise Protestan'dır. Babam Katolik'ti fakat dindar değildi, dinleri de pek fazla sevmezdi. Annem geceleri dua ederdi, ben de onunla birlikte dua ediyordum. Annem her Pazar erkek kardeşimle beni kiliseye götürürdü. Kiliseye gittiğimde mutlu oluyordum, özellikle İsa Mesih ve diğer peygamberlerle ilgili hikâyeleri dinlemek beni mutlu ediyordu. Kilisede ve okulda İsa Mesih'in Allah'ın oğlu olduğunu öğrenmiştik; fakat ben bir türlü İsa Mesih'i Allah'ın oğlu olarak hayal edemiyordum. Küçük yaşlardan itibaren İsa Mesih'in Allah'ın oğlu değil de, tıpkı Süleyman ve Davut Peygamber gibi Allah'ın nebilerinden biri olduğuna inandım.
-Niçin böyle inanıyordunuz? Bunun sebebini neydi?
Bilmiyorum. Fakat zihnim ve kalbim İsa Mesih'i Allah'ın oğlu olarak kabul etmiyordu. 14 yaşımdan sonra kiliseye gitmeyi bıraktım; fakat geceleri Allah'a dua etmeye devam ettim. Lise yıllarımda Hippi Felsefesiyle ve Müziğiyle tanışarak hippiliğe ilgi duymaya başladım. Vakitlerimin büyük bir kısmını hippi arkadaşlarımla birlikte geçiriyordum. Hippi olduktan sonra Hıristiyanlığı ve yaptığım duaları tamamen terk ettim. Çünkü dinlerin ve duanın faydasız şeyler olduğunu düşünmeye başlamıştım.
-Nasıl bir felsefeleri ve yaşamları vardır hippilerin?
Hippi Felsefesi'ne göre arzularınıza sınır koymazsınız, siyasetle ilgilenmezsiniz, doğaya, gezmeye, müziğe ve barış içinde yaşamaya önem verirsiniz. Hippi Felsefesi özgürlüğün insanın içinde olduğunu ve insanın içindeki özgürlüğü keşfetmesi gerektiğini savunur. Hippiler insanların arasında hiçbir farkın olmadığına ve bütün insanların eşit olduğuna inanırlar. Ortak, komün bir hayat sürdürürler fakat komünizme karşıdırlar, çünkü hippiler komünizmin tıpkı dinler gibi insanın yaşamına sınır koyan bir düşünce biçimi olduğunu düşünüyorlar. Hippiler her şeyi birbirleriyle paylaşarak, şarkı söyleyerek hayattan zevk almaya çalışırlar. Paraya hiç önem vermezler. Bizim arkadaş grubumuzun da birkaç evi vardı. Bu evlerde sık sık bir araya gelip partiler düzenlerdik ve bu partilerde genelde ben sahneye çıkardım. Daha sonra Alman Gençler arasında meşhur olmaya farklı şehirlerde konserler vermeye başladım.
-Müzik tarzınız kimlerin veya hangi grupların müziklerine benziyordu?
Kendime Bob Dylan, Pink Floyd, Led Zeppelin ve The Beatles'i örnek alıyordum. Benim müziğim bir felsefeye dayanıyordu ve daha çok hayatın sırrı, özgürlük, doğa, eşitlik ve insanın zihnindeki karışıklıklar üzerine besteler yapıyordum.
'MÜSLÜMANLARDAN NEFRET EDİYORDUM'
-Daha sonra ne oldu? Müziğe karşı yeteneğim vardı. Bu nedenle kendimi geliştirmeye karar verdim ve özel bir akademide müzik dersleri almak için 22 yaşımda Londra'ya gittim. İslam'la da ilk olarak Londra'da tanıştım.
-İslam'la tanışmadan önce Müslümanlar hakkında ne düşünüyordunuz?
Müslümanlardan nefret ediyordum ve İslam'ın da tıpkı Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi insanların özgürlüklerini ellerinden alan bir din olduğunu düşünüyordum. Müslümanlar benim gözümde cahil, yaşamdan zevk almayan özgürlüklerini kaybetmiş insanlardı. Onların son derece zayıf olduklarını, bu nedenle de bir yaratıcıya ihtiyaç duyduklarını düşünüyordum.
 -İslam'la nasıl tanıştınız? İslam'a giriş öykünüzü merak ediyoruz.
Londra'da Stop Nevengten isimli bir bölgede yaşamaya başladım. Oturduğum bölgede kilise, sinagog ve mescid vardı. Burada tanıştığım Yahudiler ve Müslümanlar çok mutlu insanlardı. Cumartesi günü Yahudilerin, Cuma günü de Müslümanların mutlulukları daha fazla artıyordu. Yahudiler Cumartesi günleri özel yemekler hazırlıyorlardı, Müslümanlar da Cuma günü en güzel elbiselerini giyip mescide gidiyorlardı. Londra'da dinler üzerine düşünmeye ve hippiliği sorgulamaya başladım. Biz hippiler olarak mutlu olmayı, hayattan zevk almayı savunuyorduk; fakat Londra'da gördüğüm Yahudi ve Müslümanlar bizden daha mutlu insanlardı. İnançları onların mutlu olmalarını sağlıyordu. Bir süre Yahudilik üzerine araştırmalar yaptım, onların dini kitaplarını okudum. Bu araştırmalarım sonucu Yahudiliğin milliyetçi bir din olduğu sonucuna ulaştım. Milliyetçilikten nefret ettiğim için Yahudi olmamaya karar verdim. İslam'a ve Müslümanlara karşı olan olumsuz ön yargılarım nedeniyle İslam'ı araştırmıyordum. Çünkü asla Müslümanlar gibi yaşamayacağımı düşünüyordum.
- Müslümanların yaşamından size zor gelen neydi?
5 vakit namaz kılıyorlardı ve Müslüman Kadınların birçoğu örtülüydü. O dönem örtüneceğimi asla düşünemiyordum.
-Öyleyse Müslüman olmaya nasıl karar verdiniz?
Bir gün Londra sokaklarında yürüyordum ve caddenin birinde gösteri yapan insanlarla karşılaştım. Bu insanlar Kürt'tü ve bir şeyleri protesto ediyorlardı. Kürtçe konuşmalar yapıp sloganlar attıkları için ne dediklerini anlamıyordum. Bu arada caddede kitap satan bir adam gözüme çarptı ve bu adamın yanına giderek O'na bu insanların neyi protesto ettiklerini sordum. 'Türkiye'yi, Türk Devleti'ni protesto ediyorlar' dedi. Pakistanlı olan kitapçıyla tanışıklığımız bu şekilde başladı. Kitapçı bana İslam hakkında ne düşündüğümü sordu. O'na 'İslam kadınları ezen, insanlara terör fikrini aşılayan bir dindir' diye cevap verdim. Bu sefer 'İslam sizin düşündüğünüz gibi bir din değil, İslam'ın nasıl bir din olduğunu gerçekten öğrenmek ister misiniz?' diye sordu ve benim cevabımı beklemeden anlatmaya başladı.
-Cevabınız ne olacaktı?
'Hayır' diyecektim. İslam'a karşı olan ön yargılarım oldukça sertti ve bu adamı dinlemek istemiyordum. Benden 3 dakika süre istedi ve bana İslam'ı anlatmaya devam etti.
-Pakistanlı Kitap Satıcısı İslam'la ilgili size neler anlattı?
İslam'ın İsa Mesih'in, Davut ve Süleyman Peygamberin gerçek dini olduğunu ve İslam'ın değil; eski zamanlardan kalma bazı geleneklerin kadınları ezdiğini söyledi. İslam'ı araştırırsam çok farklı bir dünyayı keşfedeceğimi ve yaşamın sırrına ulaşacağımı ifade etti. Ben Pakistanlıyı daha fazla dinlemek istemiyordum, bu nedenle kendisine ayrılacağımı söyledim. Bunun üzerine bana bir kitap hediye etti ve 'eğer bir gün aramayı düşünürsen beni bu numaradan bulabilirsin' diyerek bana bir telefon numarası verdi. Verdiği kitabı ve numarayı çantama koydum, eve dönünce de Pakistanlıdan aldığım kitabı kitap dolabıma yerleştirdim. Bu kitabı okumayı asla düşünmüyordum; fakat kitap evime girdikten sonra evimde ilginç olaylar olmaya başladı.
-Nasıl ilginç olaylar?
Kitabın etrafında zaman zaman beyaz bir nur halkası beliriyordu. İlk başlarda çok şaşırdım, hayal gördüğümü sandım. Fakat gördüklerim hayal değil; gerçekti. Beyaz bir nur halkası 2 veya 3 dakika Pakistanlının bana verdiği kitabın etrafında geziniyordu, daha sonra kayboluyordu. Bu olay 2-3 günde bir tekrarlanıyordu.
BİR KİTAP, O'NUN HİDAYETİNE VESİLE OLDU
-Anlattıklarınız inanılır gibi değil.
Müslüman oluş hikâyemi anlattığım insanların birçoğu sizin gibi şaşırıyorlar ve inanmak istemiyorlar. Fakat ben bu anlattıklarımı aynen yaşadım. 10 gün geçtikten sonra kitabın etrafını saran nur tamamen ortadan kayboldu. Çok inatçı biriyimdir. Şahit olduğum ilginç olaylara rağmen İslam ve Müslümanlardan nefret ettiğim için Pakistanlı adamın hediye ettiği kitabı okumak istemiyordum. Hatta bir ara kitabın etrafında dolaşan nur halkasının bir büyü, kitabı aldığım Pakistanlının da bir büyücü olabileceğini bile düşündüm. İçimde büyük bir merak olmasına rağmen iki buçuk ay boyunca kendimle mücadele ettim ve kitabı okumadım. İki buçuk ayın sonunda artık dayanamadım ve kitabı okumaya başladım. Kitap gerçekten harikaydı, okudukça mutlu oluyordum ve İslam'ın hakikat olduğunu anlıyordum. Özellikle imanın şartları beni çok etkiledi. İslam bize bütün meleklere, bütün kitaplara, bütün peygamberlere inanmamız gerektiğini söylüyordu. Okuduğum kitap İslam'ın bir deniz olduğunu ve bütün dinlerin bir nehir gibi bu denize aktığını belirtiyordu. Kitabı bitirdikten sonra içimi büyük bir huzur sardı ve gerçeği bulduğumu, Allah'ın bana gerçeği bulmam için aylardır yardımcı olduğunu anladım. İslam'la ilgili zihnimde birkaç soru vardı. Bu soruları cevaplandırmak ve İslam hakkında daha fazla bilgi edinmek için Pakistanlı kitapçının bana verdiği numarayı aradım. Daha sonra adresini alıp, evine gittim. Pakistanlı yaşadıklarımı duyunca şaşırdı ve Allah'ın Müslüman olmam için bana yardımcı olduğunu söyledi. Kendisi ve eşiyle bir ay boyunca İslam hakkında konuştuk. O'nlara sorular sordum ve bu bir ayın sonunda Müslüman olmaya karar verdim.
-Sizi etkileyen kitabın ismi neydi ve kim tarafından yazılmıştı?
Mirza Tahir isimli bir yazar tarafından yazılmıştı. Kitabın ismi de İslam'a Giriş Bilgileri'ydi.  -1 ay gibi kısa bir sürede Müslüman olmaya karar verdiniz öyle değil mi?

Evet.
-Nasıl oluyor da bu kadar kısa bir sürede eski hayatınızı terk edip kendinize yepyeni bir hayat kurabiliyorsunuz? Bu çok zor olsa gerek.
Benim için çok zor olmadı. Zaten Hippi Felsefesi zihnimdeki sorulara cevap veremiyordu. Fakat İslam'ı araştırdıkça zihnimdeki sorulara ikna edici cevaplar bulabiliyordum. Ayrıca İslam'la ilgilendikçe Allah'ın kalbimi açtığını ve Allah'ın sürekli beni gözlemlediğini hissetmeye başlamıştım. Bu daha önce hiç yaşamadığım bir duyguydu.
- Müslüman olmanız çevrenizdekiler tarafından nasıl karşılandı?
Ailem ve arkadaşlarım delirdiğimi düşündüler. Okuluma devam ettim; fakat konser vermeyi bıraktım. Hayranlarım da büyük bir şaşkınlık geçirdiler, fakat ben kararımı vermiştim.
-Müslüman olduktan ne kadar süre sonra örtünmeye karar verdiniz?
İslam'a ilk girdiğim günler sadece namaz vakitlerinde örtünüyordum, diğer vakitler başım açıktı. Önce Allah'ın kadınlardan niçin örtünmelerini istediğini araştırdım. Sonunda şöyle bir sonuca ulaştım: ' Allah bize değer veriyordu ve bizi korumak istiyordu, bu nedenle de örtünmemizi emrediyordu'. Rabbimin bu isteğine uymam gerektiğini anlayınca örtünmeye karar verdim.
-İslam hayatınızda neleri değiştirdi?
Her şeyi. Hippiler hayatı kuralsız yaşarlar ve Hippilerin bağlı oldukları ahlak kuralları yoktur. Ben de hayatı böyle yaşıyordum. Hatta zaman zaman uyuşturucu da kullanıyordum. Müslüman olduktan sonra yeni bir hayata başladım, eski arkadaşlarımı ve kötü alışkanlıklarımı terk ettim.
-Şu an müzik çalışmalarınızı sürdürüyor musunuz?
Hayır. Müziği tamamen bıraktım.
-Niçin? İslam'ın müziği yasakladığını mı düşünüyorsunuz?
Müslüman olmadan önce müziği ruhum için bir ihtiyaç olarak görüyordum. İçimdeki mutsuzluktan, karışıklıklardan müzik sayesinde kurtulmaya çalışıyordum. Fakat şu an çok huzurlu ve mutluyum. Müziğe artık ihtiyacım yok. Ruhuma en çok huzur veren şey ise Kur'an okumak ve dinlemek.
-Uzun zamandır Filisitinli Mültecilerle bir arada Yermük Kampı'nda yaşadığınız duyduk. Bunun özel bir sebebi var mı?
İsrail'in Filistin'de yaptığı zulümlere Müslüman olmadan önce de karşı çıkıyordum. Hatta İsrail işgalini protesto etmek için düzenlenen bazı konserlerde de sahne almıştım. Müslüman olduktan sonra Filistinlilerin hürriyet mücadelelerine olan ilgim daha da arttı. Çünkü O'nlar benim kardeşlerim. Şu an Filistin'in özgürlüğü için düzenlenen bazı etkinliklerde görev alıyorum. Filistinli Mültecilerle yaşama kararını eşimle birlikte aldık. Eşim Londra'da yaşayan bir Filistinliydi, Londra'yı terk edip Suriye'ye gelerek Filistinli Mültecilerle birlikte yaşamaya başladık. Belki ileriki zamanlarda eşimle birlikte Gazze'ye yerleşebiliriz.



Kimden: eda
Gönderme tarihi: 21 Kasım 16:57
Kime: MEVLANACA
Konu: YNT: selamaleyküm nasılsınız inşallah iyisnizidr rabbime menaet olun


as allah razı olsun rabbime binlerce sukur olsn iiyim sızde inş.iisinzdr aeol dua ıle kal

Kimden: MEVLANACA
Gönderme tarihi: 18 Kasım 14:56
Kime: eda
Konu: selamaleyküm nasılsınız inşallah iyisnizidr rabbime menaet olun

  0dd2501dbdgh2

 

 

 

 

KIL BENİ EY NAMAZ...

 

 

 

 

Sabah Namazı

 

Vakit seher… Ufukta günün kızıl çiçeği açmak üzere.

 Vaktin rahmine sabahın nutfesi düştü az önce. Gecenin toprağında saklı ışıktan tohumlar başlarını uzatıyor.

Şimdi hatırla ki, sen de bir zamanlar yokluğun karanlığında yitiktin.

Unutulmuşluk toprağına gömülü bir tohumdun. Kimsenin adını bilmediği,

 hatırını saymadığı bir yetimdin.

Hatırla ki,

unutulmuşluğun toprağında Rabbin seni unutmadı. Rabbin seni sahipsiz de bırakmadı.

Rabbin seni yokluk gecesinden varlığın ufkuna eriştirdi.

Taze bir bahar gibi gün yüzüne çıkardı bedenini. Ete kemiğe bürüdü ruhunu. Gülden tebessümler giydirdi yüzüne.

Şimdi seher vakti. Göz kapaklarının ardından kaç. Gafletin gecesinden uyan. Aç gözlerini sehere.

Aç kalbini Rabbine.

Uyan. Uyan, yan ve an seni hiç unutmayan Rabbini. Güneş ufukta yükselmeden, sen dualar ufkuna yüksel.

Herkes unutsa bile seni unutmayan Rabbini herkesin O’nu unuttuğu anda ananlardan ol.

Haydi kalk! Kalk ve miracına eşlik et En Sevgilinin[asm].

Şimdi sabah! Şimdi sabah namazı vakti...

 

Öğle Namazı

 

Vakit öğle. Gün ortası. Dünya telaşındasın. İşler yoğun. Yarım kalmış ne kadar iş var!

Sanki sensiz yürümüyor hiçbir şey.

Sanki sen olmasan işler hep yarım kalacak, belki hiç başlamayacak.

 Ne kadar çok vazgeçilmezin var! Ne kadar vazgeçilmezsin!

Oysa dünya seni pek umursamıyor. Sessizce akıp gitmede sonsuz uzayda..

Telaşlarına inat uzakta bir kelebek yavaş yavaş kozasından çıkmada.

Ötelerde bir insan son nefesini vermekte sessizce..

Bir bebek ilk kez gülümsemekte annesine...

Vakit öğle... O kadar gürültü var ki ortalıkta.. Kalbinin sesini duyamıyorsun bile.

Ruhunun sonsuza uzanan emellerine kör olmak üzeresin. Telaşların arasından sıyrıl, ruhuna yer ayır.

Ebedî sükûnete hazırla kendini. Kalbini sonsuzluğa bitiştir. Alnını secdeye değdir. Şimdi öğle namazı vakti!

 

İkindi Namazı 

 

vakit ikindi..

gün ihtiyarladı,

güneş solgun rengini bırakıyor güller üstüne zaman ırmağı ikindinin çağlayanından dökülüyor şimdi,

 ayrılığı söylüyor hece hece...hüzün renkli bulutlar sardı göğü, zevale doğru akıyor ışıklar, devriliyor zaman,

hatırla ki sen de şimdi bir ömrün ikindisine doğru yürüyorsun, tenin soluyor,gözlerinin feri çekiliyor,

yüzünü bu dünyadan çevirmeye hazırlanıyorsun, öbür kıyısındasın artık nehrin..

 bundan sonra vaadi yok sana zamanın, bundan sonra yeni bir vaadi yok sana hayatın..

 yokuş aşağı akıyor kalbin,şimdi vakit ikindi.. kalbini kanatıyor kuru gül yaprakları,

 tutnacak dal arıyor gibisin zamana karşı,

 zamanın hükmü ağırlaşıyor üzerinde, gün daha kısa geliyor artık..

yemin olsun ki ikindi vaktine hüsrandadır insan şimdi anlıyorsun..

yokuş aşağı akıyorsun dalından kopuyorsun,

hoyrat bir rüzgar artık zaman.. geriye kalan ancak iman,şimdi ikindi vakti,

secdeye koy alnını eğil zamanın sahibinin önünde,ona konuş..

onunla konuş.. fısılda dualarını sonsuzluğa tutun hece hece..

şimdi vakit ikindi, şimdi ikindi namazı vakti..

 

Akşam Namazı

 

Vakit akşam. Gün ölmek üzere. Güneş ışıklarını topluyor eşyanın üzerinden.

Kızılca kıyameti kopuyor dünyanın. Kara kefenini giyiniyor gün. Gülün rengi soluyor, eşyanın cezbesi yitiveriyor.
Hatırla ki, senin de akşamın olacak bir gün. Ömrünün ışıkları solacak. Hayatının perdesi çekilecek.

 Senin de kıyametin kopacak.

Şimdi akşam. Ölmeden önce bil öleceğini ki, yaşatıldığını farkedesin.

Herkesin senden uzaklaşacağı ölüm anını hatırla ki,

sen de şimdi herkesten ve her şeyden uzaklaşıp Rabbine yanaşasın.

Seni sen yokken de bilen Rabbin, sen öldükten sonra da bilecek elbet..

Herkesin unuttuğu yerde seni bir O hatırlayacak.

Hatırını yalnız O bilecek. Sen de O’nu an şimdi. Şimdi akşam namazı vakti…

 

Yatsı Namazı

 

Vakit Yatsı. Gün çoktan öldü. Güneş ışıklarını topladı. Gece hükmediyor âleme.

Güneşin saltanatı bitti. Işıklar tükendi ufuklarda. Renkler ellerini çekti eşyadan.

Gül soldu, gün soldu. Göğe yöneldi gözler.

Hatırla ki, Sen de unutuşun kara gecesine yuvarlanacaksın.

Bir adın kalacak geriye. Bir mezar taşın hatırlayacak belki Seni. Belki o da unutacak.

Şimdi gece… Sabaha çok var.Işık uzaklarda.Yokluğun gecesinde, adın bile unutulmuşken, kimden meded umarsın sor kendine?

Kim Sana hayat vermişse, kurumuş kemikleri toplayıp dirilten de O elbette.

Söyle kendine. Söyle kendine ki, çoklarının Seni unuttuğu bu gece, Sen de herkesin unut, O’nu hatırla.

Söyle kendine ki, çoklarının ışıklara kanıp sahte renklerin kuyularına daldığı bu gece,

Rabbini an, Rabbine kan, Rabbine uyan.

Şimdi yatsı zamanı vakti...

 

 

 

 

 

_stersen.jpg 

  

   

 

 

25 novembre

FARK ETMELI INSAN( seyda arkaasa teekkur ederım )

Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen...
Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.

Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.
Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.

Henüz bebekken 'Dünya benim!' dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, ölürken de aynı avuçların 'her şeyi bırakıp gidiyorum işte!' dercesine apaçık kaldığını fark etmeli.
 
Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.

Baskın yeteneğini fark etmeli sonra.

Azraillin her an sürpriz yapabileceğini,nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan
 
Hayvanl arın yolda , kaldırımda , çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli.
 
Yaratılmışların en güzeli oldu ğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı.

Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.

Evinde kedi,köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.

Eşine 'seni çok seviyorum!' demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.

Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.

Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli.
 
Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark
etmeli, fark etmeliyiz çok geç olmadan.....
 
Ömür dediğin üç gündür,dün geldi geçti yarın meçhuldür...

O halde ömür dediğin bir gündür,o da bugündür.... 
08 aprile

OSMAN ABIYE TESEKKURLER:)

Rabbimiz! Güçsüzlüğümüzü ve Senin isteklerini yerine getirmedeki yeteneksizliğimizi Sana şikayet ediyoruz. Üzüntümüzü ve tasamızı da yalnız Sana arz ediyoruz.
Özünün hakikati ve yüzünün nuru üzerine yemin ederiz ki, Sana duyduğumuz ihtiyaç, Senin zenginliğine denk! Sana olan ihtiyacımız Senin büyüklüğün kadar...
Bildirdiğin ve gizlediğin tüm isimlerini ve Kur'an-ı Kerim'i, kalbimizin baharı, gönlümüzün nuru, sıkıntımızın ilacı yap.( amin)

GİTMEYE HAZIRMISINIZ?............

Gitmeye Hazırmısınız  ?
Kimler yok ki orada !
Sıra bize gelmeden önce eksik kalan mânevî vazifelerimizi tamamlamamız gerekmiyor mu?
Evet, kimler yok ki orada! Gönülden sevdiğimiz anne, baba ve kardeşlerimiz.
Ninnilerini dinlediğimiz nur yüzlü nineler... Sakalını okşadığımız beli bükük
ihtiyarlar... Nice büyük insanlar, veliler, peygamberler ve en önemlisi, iki
cihan güneşi Efendimiz (s.a.v.) hep orada... Sevdiklerimizle dolu olan bu âleme
geçmek için, bir başka doğuş olan ölüm, tek çare...
Şair:
Öleceğiz, müjdeler olsun, müjdeler olsun.
Ölümü de öldüren Rabbe, secdeler olsun.
diyerek, sevinç çığlıkları atarken, bu gerçeği görmüş olsa gerek.
Ölümü bir müjde bilmek için, sıra bize gelmeden önce eksik kalan mânevî
vazifelerimizi tamamlamamız gerekmiyor mu?
Bunun için, önümüzde ne kadar olduğunu bilmediğimiz yıllar, aylar, belki
de sadece saatler var   ...
acitatli@windowslive.com....
01 aprile

Yarabbi! Beni sensizlik azabında bırakma

Rabbin sana ne darıldı, ne de seni
bıraktı...
Bu ayet beni çok etkiliyor

Diyelim başınıza istemediğiniz bir olay geldi. Yıkık, perişansınız. Kimse ile görüşmek istemiyorsunuz. Çoğunluk size küsmüş gibi.
Yalnızsınız.
Herkes benden uzak, herkes bana kırgın düşüncesi içinde çöküntü yaşıyorsunuz.
Yalnızlığınızın karanlık mağarasına şu ayet bir güneş gibi doğuyor:
'Rabbin
sana ne darıldı, ne de
seni bıraktı'(Duha-3)
Kim kırılırsa kırılsın, kim darılırsa darılsın, kim terk ederse etsin.
Rabbim terk etmiyor, kırılmıyor ya, ne gam! ..
Bu ne büyük ferahlık değil mi? ..

.........

Başınızda ağır bir dert var. Sanki hiç bitmeyecek gibi geliyor.
Sanki bu sorun hayatınızın sonunu hazırlıyor gibi. İşte o an ayet yetişiyor imdada:
'Demek ki, zorluğun
yanında bir kolaylık mutlaka var! Zorluğun yanında bir
kolaylık muhakkak var! ' (İnşirah-5/6)
Garantiyi veren ALLAH! ..
Hem de ne garanti, her zorlukla beraber bir de kolaylık geleceği
'mutlaka' ifadesi ile
pekiştirilip ikna olalım diye iki kere tekrarlanıyor.
Ayet; kolaylığın zorluk içinde saklı olduğunu,
çözümün sorunda gizli olduğunu da
fısıldıyor.
Bu manayı duymuş olan Niyazi Mısri(k.s) şöyle demiş:
'Derman aradım derdime, derdim bana derman
imiş'

.........

Yakup, oğlu Yusuf'u yitireli 40 yıl olmuş.
Bedeni bu ıstıraba dayanamamış da gözleri kör olmuş. Ama hala ümit içinde evladını bekliyor.
Kardeşleri Mısır'dan kervanla dönünce:
'Kervanda Yusuf kokusu alıyorum' demiş Yakup.
Oğulları acı acı gülerek:
'Baba, 40 yıl geçti, hala mı ümit, hala mı Yusuf? Geç bunları geç' demişler.
Yakup'un cevabı ümit dolu:
'ALLAH ın rahmetinden ümit kesmeyiniz;

Günah çukurundan çıkamayacak gibi hissediyorsunuz kendinizi.
İşte hem teselli hem ümit size:
'Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden
kullarım! ALLAH'ın rahmetinden
ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz ALLAH bütün günahları affeder. Çünkü
O,çok bağışlayan, çok merhamet edendir.' (Zümer-53)

.........

Maddi sıkıntınız hat
safhada. Yoksul düştüğünüzü hissediyorsunuz. İflas
ettiniz..
Sıfırı tükettiniz yani. Nasıl ayağa kalkarım düşüncesi içinde
boğulurken
ayet size yeni bir ümit
veriyor:
'Eğer yoksulluktan korkarsanız, ALLAH
dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz
ALLAH hakkıyla bilendir, hüküm
ve
hikmet sahibidir.' (Tevbe-28)

.........

Bir yakınınız ölümcül
hastalıkla yatağa düştü. Doktorlar fazlaca ümit
vermiyorlar.
Çoğu kere Onu nasıl teselli edeceğinizi dahi bilemiyorsunuz. Gerçek
ortada
iken moral vermeye çalışmak
sanki sahte davranmak gibi geliyor size. Ciddi
bir delil olmalı ki hastanıza siz de inanarak
moral verebilesiniz. Eyyub Nebi var
Kur'an'da...
Hastalıkların, dertlerin en ağırına müptela olmuş ama sıhhate
kavuşmuş. Onun hali size dayanak oluyor:
Kulumuz Eyyub u da an, o zaman Rabbine şöyle nida
etmişti:
'Bak bana, meşekkat ve acı ile
şeytan dokundu! Ve ona, bütün
ailesini ve beraberlerinde bir misli daha tarafımızdan bir rahmet
olarak bahşettik ki, temiz akıllılar
için bir ibret olsun. (Sa'd-41/43)

.........

Olayları, gelişmeleri
yorumlamakta, tavır belirlemekte zorlanıyorsunuz.
Bazen her şey lehinize giderken, bazı dönemlerde
de yığınla aleyhinize
gelişmeler
oluyor.
Aslında ALLAH Sisteminde lehte
yada aleyhte düzenlemeler söz konusu değil.
Sadece olması gereken; olması
gerektiği en uygun vakitte gelişiyor. Ama yine
de bazı şeyleri yediremiyorsunuz kendinize. Bir
tutamak arıyorsunuz.
Ayet el veriyor size:
'Olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa o, hakkınızda
hayırlıdır. Olur ki, siz bir şeyi
seversiniz; ama o, sizin hakkınızda bir
fenalıktır. ALLAH bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara-216)

.........

Rabbimiz ALLAH, Rasülümüz Muhammed(s.a.v) ,
Kitabımız Kur'an, Yolumuz Sırat-ı Müstakim! ..
Bizden bahtiyarı yok dünyada! ..
Her ne olursa olsun,
ne yaşanırsa yaşansın zafer ve
başarı bizim. Bunu da kafadan söylemiyoruz,
Kur'an konuşuyor:

Vel
Akıbetü lil Müttakin(Kasas-83):
Akıbet(hayırlı son, güzel sonuç) Müttakiler (takvayı kuşananlar,
korunanlar,
inanca sarılanlar)
içindir! ..